kızım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kızım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2010 Salı

KIZIMIN DOĞUM GÜNÜ

kızım 7 yaşına bastı



sessiz sessiz takip ettiğim bloglara sesssiz bir selam..
vaktim olmuyor bilgisayarda vakit geçirmeye. sadece girip ne yapılmış ne değişmiş .. bloglara ne eklenmiş. facebook ta neler paylaşılmış bakıp çıkıyorum.. her gün mutlaka giriyorum nete ama dediğim gibi yazı ve yorum yazmaya vakit ayramıyorum..
kızımın doğum günü resimlerinden bir kaç kare eklemek istiyorumm.
doğum günü yapacaklara fikir olur belki.. kaplumbağa salata çok ilgi gördü çocuklar tarafından.bende bloglarda görüp yaptım..
muzlu kurabiyeler de beğenildi.. tadından çok şekillerini sevdiler..kelebek pasta ve şeker hamurlu pasta da çocuklar için çekiciydi..
tekrar en kısa zamanda görüşmek üzere.............

28 Haziran 2009 Pazar

BEBEĞİMİZE KAVUŞTUK




herkese sevgiler

nisan mayıs haziran derken hamilelik günlerim sona erdi ve küçük bebeğimizi kucağımıza aldık. onu ne kadar çok bekledik bilseniz. sanki o son aylar ,hele son günler geçmek bilmedi bir türlü. neyseki 24 haziran günü saat 15 :55 de onunla tanıştık. şimdi bebeğimizle birlikte 4 kişilik aile olduk.. çok mutluyuz.


kızımda kardeşini çok sevdi. arada bir kıskançlık krizleri tutsada şimdilik gayet iyiyiz...


oğlumuzun adına ZEKİ EYMEN koyduk.. maşallah çok tatlı bebeğim.. nazar değmesin annesini babasını hiç üzmüyo..


allahım tüm doğum yapacaklara kolaylık versin.. tüm bebeklere sağlık versin....


allahımıza şükürler olsun biz atlattık. darısı tüm anne olacaklarınbaşına....


şimdilik benden bu kadar. ..zaten 10 günlük olunca şileye gidicez ve yaz bitene kadar ordayız.. inşallah tatil dönüşü görüşmek üzere...






23 Ocak 2009 Cuma

tembellik bitti........


herkese selamlar
artık mümkün olduğunca sitemi güncellemeye çalışacağım..
doğru söylemek gerekirse içimde eskisi gibi blog yazma hevesi yok. ama öylebir bağ ki kopamıyorum.. tamamen ben artık blog yazmıcam diyemedim. ve tekrar yazmaya karar verdim.. ne de olsa hemen hemen hergün. arkadaş blogları takip ediyodum. neler yazmışlar neler yapmışlar diye bakıyodum..sadece yorum bırakamıyodum.. artık yorumlara ve yazılara devam inşallah..
hemen hemen 3 aydır yazmamışım. tabi bu 3 ay da tarifler de birikti ... tariflere geçmeden önce size kızımın ilk karnesini göstermek istiyorum.. anaokuluna gidiyo ve bugün ilk karnesini aldı.. çok mutlu oldu.. tabi ben de çok gururlandım.. inşallah hayatı boyunca hep başarılı olur güzel kızım..

şimdilik bu kadar ....en kısa zamanda tekrar burdayım...

9 Kasım 2008 Pazar

BEN ANNE OLMASAYDIM EĞER......



ben anne olmasaydım eğer.......

Ben anne olmasaydım eğer...

Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.

Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.

O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.

Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.

Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.

Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.

Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.

Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.

Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.

Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.

Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.

Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.

Annesinden zorla ayırdılar diye 'Uçan Fil Dumbo!' çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.

Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.

Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.

Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.

38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.

Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.

Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

Sen olmasaydın eğer ben asla 'anne' olmayacaktım.

Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!


ikinci kez anne olacak olmanın mutluluğu içindeyim..tahmin edersiniz ki bu günlerde sağlığım pek iyi değil.. mide bulantılarım,halsizliğim ve uyku halii başladı.. bloğumla eskisi gibi ilgilenemiyorum.. blog arkadaşlarımı mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum.. ama bu aralar yeni şeyler yapıp yayınlayamıyorum.. inşallah kusuruma bakmazsınız..
görüşmek üzere..............

29 Ağustos 2008 Cuma

tatil bitti



yaz tatilimizi, mübarek ramazan ayının yaklaşması sebebiyle erken bitirdik ve evime bu akşam dönüş yaptım. her ne kadar bitirmek istemesemde mecburen şile den istanbula doğru yola çıktık...ve 45 dakikalık yolculukla evimize geldik..
belki her haftasonu gene gidicez, belki kışın ortasında gidip bir hafta on gün kalıcam. bayramlarda hep gene orda olucaz ama yaz tatilini orda geçirmenin tadı bir başka oluyor... eşyalarımızı toplayıp. bavullarımızı hazırlayıp,burda evimizi 2 aylığına kapatıp, orda ki serinliğe ,yeşilliğe ,tazeliğe, doğallığa kendimizi atmanın tadı bir başka..yaşayanlar bilir...
köyde erkenden kalkılır zaten istesende uyuyamazsın.güneş sabahları yüzüne yüzüne vurur 'kalk artık sabah oldu' der gibi.....zaten mahallenin horozu da çoktan ötmüştür bile......


bahçelerde kahvaltılar yapılır..günlük işler yapılır ve herkes işinin başına geçer.. ya tarlaya ya bahçeye.. ya komşuya yardıma.. ya makarna kesmeye ya yufka açmaya yada erişte kesmeye...çock sesleri eşliğinde ve koyu bir muhabbete dalarak bütün işler imece ile bitirilir... ..


sonra akşam yemeği telaşı başlar.. tarladan taze taze getirilen sebzeler pişirilir.. salatalar yapılır... akşam ezanı okunurr.evin babası ve diğer erkekleri camiden geldiğinde hanımlar sofrayı hazırlamıştır bile...gene çocukların kah oynamaları kah kavgaları eşliğinde akşam yemeği yenir..


sofra kaldırılır,bulaşıklar yıkanır , çocuklar uyutulur(tabi uyurlarsa) ,demlenen çay alınır ve bahçeye çıkılır .komşular çağırılır..hep beraber toplanılır çay içilir çekirdek yenir.. bahçede kazanda kaynayan mısır yenir......gec yarılarına kadar oturulur bahçelerde.... günün bütün yorgunluğu atılır.....ve iyigeceler dileyerek herkes evine çekilir.. yeni bir güne ,yine güzel bir güne merhaba demek için uykuya dalınır.

Posted by Picasa

26 Mart 2008 Çarşamba

zeynep azra

BUGÜN KIZIMDAN BAHSETMEK İSTİYORUM BİRAZ
Onun doğumuyla değişen güzelleşen hayatımın en değerli varlığı
4 ocak 2004 pazar günü geldi hayatımıza. beklediğimiz günden erken gelmişti ama iyikide gelmişti meğer ne büyük sabırsızlıkla bekliyomuşuz onu. Babası zeynep istedi adını bende azra istedim ve zeynep azra oldu.

Daha hayatının ikinci gününde bizi çok korkuttu. doktor 'bebeğin göbeği enfeksiyon kapmış, taburcu olamazsınız' dediğinde çektiğim acıyı anlatamam.antibiyotık tedavisine başlandı. benim daha iki günlük minicik yavrumu alıp alıp iğneye götürüyolardı dayanamıyodum . bide doğumun verdiği psikolojiyle iyice dağıtmıştım kendimi. ömrümden ömür gidiyodu sanki. her gün hastaneden ne zaman çıkcaz diye bekliyodum o 5 gün sanki bana 5 ay gibi gelmişti. en sonunda kocamıda ikna ettim ve imza atıp hastaneden çıkmaya karar verdik. eve iğneci getirttik ve kalan iğnelerini evde yaptırdık. ama pazartesi günü kızımın bir tahlilinın sonucu vardı. zor bekledik onu. ya enfeksiyon kana bulaşmış olsaydı napardık. ama beklediğimiz gibi oldu ve iyileşmişti kızım . artık sağlıklıydı.


40 gün ,1 ay, iki ay ne güzel geçiyodu kızımızla günlerimiz. 3 kişilik minik bir aile olmuştuk.kızımızın büyüdüğünü görmek bize mutluluk veriyodu. aslında sıkıntılarda çekmedik değil.daha evliliğimiz rayına oturmamışken evlat sahibi olmuştuk.ama eşimle her şeyin üstesinden geldik. kızımızla beraber bizde büyüdük. düşünsenize 1. evlilik yıldönümümüzde kızımız 3 aylıktı.

iki aylıkken rutin kontrollerinin birinde doktorumuz kalça çıkıklığından şüphelendi. eşimle napıcamızı şaşırdık. hemen ultrasyon istedi doktor.çektirdik. 'evet' dedi 'kalçasında kı bir kemik gelişememiş. ama erken anlaşıldığı için geçer' dedi ve korse gibi demirli bişey aldırdı bize. iki ay hiç çıkmadan onunla yaşadı kızım. sonra 8. ayına kadar ara ara taktık. ve allahımıza şükür hiç bişeyi kalmadı. kemik zamanla gelişti . kızımın yürümesinde bi aksama falan yok . rabbim kimseye vermesin.

13 aylıkken yürüdü kızım . yurudukten 15 gün sonra yanı 13 buçuk aylıkken dişi çıktı.

şimdi tek derdi makyaj. ve süslenmek. çantasız asla dışarı çıkmaz.barbileri çok sever. etek giymeyi çok sever. çantasında hep ruju tarağı parfümü ojesi mutlaka vardır. hee bide aynası.

resim yapmayı ve o resimler boyamayı çok seviyo. yumurcak tv en büyük zevki. çok enteresan ama 'son mohikan'en sevdiği çizgi film.peynir ,süt, muz,yoğurt bunları pek sevmez. ama ayrana bayılır.bir an önce büyümek istiyo.büyüyünce kuaför olmak istiyor.

bide geçen yıl sadece kontrol amaçlı götürdüğüm göz doktorunda kızımızın gözünde hipermetrop ve astigmat olduğunu öğrendik. gözlük verdi doktor. .gözlükleri hiç takmak istemiyo . güzelliğini bozuyomuş. babasında da bende de gözlük var . 'ırsi olabilir' dedi doktor.zaten dün akşam bize ' biz gözlük ailesiyiz'dedi.
SENİ ÇOK SEVİYORUM CANIM KIZIM

23 Şubat 2008 Cumartesi

kızım





benim bir kızım var adı zeynep azra. 4 yaşında . o benimherşeyim.allahıma şükürler olsun onu bana verdiği için.
bu resimler onun doğum gününden.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails